Kuşadası Kaleiçi

Kuşadası Kaleiçi
PAYLAŞ

Ege ve Akdeniz de yaşayan medeniyetler arasında belki de en özel yerleşim yerleri arasında Kuşadası bölgesini göstermek doğru olacaktır. Zira bölge de ilk çağlardan bu yana yaşamın olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Kuşadası bölgesini tarihin akışına göre ele almak oldukça önemli.

İlkçağ da Kuşadası

M.Ö XI Tarihi ile başlayan yaşam onlarca farklı medeniyetin üzerinde hüküm sürdüğü medeniyetler havuzu olarak adlandırılabilir. Bölge de yaşayan medeniyetler arasında Iyonlar, Legeler ve Aeoleyaliler oldukça geniş alanlara hükmetmiştir. Büyük Menderes ve Gediz arasında yer alan bölge de kurulan antik şehir her dönem dünya üzerindeki en zengin şehirler arasında yer almayı başarmıştır. Ayrıca Iyon kolonilerinin bölge de 12 şehir daha kurduğu bilinmektedir.

Nekropolis Dönemin Kuşadası

Neopolis olarak anılan şehir M.Ö 7 yüzyılda Lidyalıların hakimiyeti altına girmiştir. Parayı keşfeden medeniyet olması dolayısı ile bölgenin zenginleşmesinde çok büyük katkı sağlanmıştır. Sadece Kuşadası değil bölgeyi de kontrol eden Lidyalıların bölge de gözle görülür bir tarihi kalıntısına rastlamak mümkün değildir.

Helenistik Dönemin Kuşadası

M.Ö 546 yılı Kuşadası bölgesinin Pers kontrolüne geçtiği dönem olarak bilinmektedir. M.Ö 334 yılında Büyük İskender’in temelini attığı büyük sentezin sonu anlamı da taşıyan bu el değiştirme o döneme kadar refah ve barış içinde yaşayan bölge için küçük de olsa bir gerileme dönemi olarak anılabilir. Bu çağdan geriye kalan en önemli eserler ise Efes, Priene ve Milet kalıntılarıdır.

Kuşadası Gezilecek Yerler

Bölgeyi gezmek için birkaç gün yeterli değildir. Bu nedenle vakti olan gezginler ve tatilciler için bölgeye minimum 7-10 gün ayırmalarını tavsiye ediyoruz. Bu sayede bölgenin sahip olduğu eşsiz güzellikleri yerinde ve yakından inceleme fırsatına sahip olacaklardır.

Kuşadası Plajları

Bölge de yer alan en önemli mavi bayraklı plajlar Kuşadası etrafında toplanmıştır. Deniz ve güneş söz konusu olduğunda akla ilk gelen adres olan Kuşadası plajları bu yönü ile değerlendirildiğinde dünyanın sayılı tatil rotaları arasında yer almaktadır. Son derece düşük nem sunması özellikle İzmir ve çevre şehirlerde yaşayanların yazlık evlerini bu bölgeden almalarını öne çıkarmıştır. Bu nedenle bölgenin nüfusunun yaz mevsiminde 2 milyon seviyesine ulaşması şaşırtıcı olmayacaktır.

Kuşadası Milli Parkı

Dilek yarımadası olarak bilinene kuş adası milli parkı, doğanın en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Milli parklar kanunu gereğince koruma altında olan parkın son derece önemli bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yaptığını söylemek yanlış olmayacaktır. 27.675 hektar üzerine kurulmuş olan park, aynı zamanda 209 farklı kuş türü içinde vatan olma özelliği taşımaktadır. Bölge de pek çok nesli tükenmekte olan bitki ve hayvan türünün yaşaması nedeni ile avcılık ya da ot toplamaya dayalı hiçbir aktiviteye müsaade edilmemektedir. Bölgede manzarası güzel bir alan keşfettiğinizde uzaktan da olsa Akdeniz foklarını izleme olanağı yakalayabilirsiniz. Çünkü bölge de bu eşsiz ve utangaç hayvanın gözlemlenmesi sık sık mümkün olmaktadır.

Güvercin Ada

Takvimlere, kartpostallara konu olan Güvercin ada aynı zamanda Kuşadası için sembol bölgelerden biri olma özelliği taşımaktadır. Bu nedenle bölgeye gelenlerin ilk ziyaret etmesi gerektiği yapılardan biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Yapım amacı tamamen denizden gelen saldırılardan korunmak olan Güvercin ada kalesi de hali hazırda bütünlüğünü koruyan ve turistlerin ziyaretine açık olan bir bölgedir. Surların 3 metreyi aşan boyları ve yapımındaki eşsiz mühendislik, bir Türk eseri olan kaleyi oldukça ihtişamlı kılmaktadır.

Öküz Mehmetpaşa Kervansarayı

İsmi ilk duyduğunuzda biraz ilginç gelse de Osmanlı dönemi ve Türk milleti için oldukça önemli devlet adamlarından biri olan Sadrazam Öküz Mehmet Paşa Türk asıllı olan bir aileden gelen önemli devlet adamları arasında yer almayı başarmıştır. 1. Ahmet döneminde devletin bir arada kalması için önemli reformlar yapan ve bu başarısı ile oldukça bilindik bir kişiliğe dönüşen devlet adamının ismi ise babasının bir nalbant olmasından kaynaklı olarak bu şekilde anılmaktadır. Tarih içinde pek çok kez restore edilen bu önemli yapı, turistlerin ziyaretine açık önemli turistik alanlar arasında yer almaktadır.

Efes Antik Kenti

Bölgenin en önemli yapılarının yer aldığı antik kent açık ara farkla şüphesiz Efes antik kenti olacaktır. Medeniyetin beşiği olarak sayılabilecek hassasiyet ile dizaynı ve içinde barındırdığı sırları ile Antik tarihin en önemli şehir merkezlerinden biri olmayı başarmıştır. M.Ö 6000 Yılında kurulduğu düşünülmektedir. Bölge de onlarca farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış olmasına karşın yıkılmak yerine tüm uygarlıklar tarafından korunan bölgeye her uygarlık yeni bir eser dahil etmiştir. Bu nedenle bölge de onlarca farklı medeniyete ait yapıyı inceleyerek tarihte uzun bir yolculuğa çıkmanız mümkün olacaktır. Antik çağların içinde güç mücadelesi sürerken her zaman küçük bir yerleşim yeri olarak anılan bölge bir anda yükselişe geçmiş önemli alanlar arasında yer almaktadır.

Bu yükselişte Atina kralı Kodros’un Androklos isimli oğlunun özverisi ile bu yükselişi yakalayan şehir, dönemin en büyük şehirlerinden biri olan Atina ile yarışacak zenginliğe ve güce erişmiştir. Yapılan arkeolojik kazılar ise bölge de yerli halk yaşamının M.Ö 2000 Yılına kadar dayandığını göstermiştir. Şüphesiz bu yaşam yoksul ve bilindik olmasa da değişim ile bölgede büyük önem kazandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bir dönem Roma’nın doğu eyaletinin başkenti olarak da bilinen şehir bu dönem de tüm Roma şehirlerinden bilginleri, zenginleri, gezginleri ve çok daha fazlasını bir araya toplamıştır.

Meryem Ana Evi
Hristiyan milletler için Kâbe olarak adlandırılan çok özel mabetler arasında yer almaktadır. Aynı zamanda Hristiyanlara ait ilk kiliseler arasında ye alan bu özel yapı, Roman Katolik Rahibesi olan Blessed Anne Catherine Emmerich’in raporları doğrultusunda keşfedilmiş bir yapıdır. O döneme kadar varlığı bilinmeyen ve bölge halkı tarafından bilinse de önemsenmeyen bir yapı olsa da günümüzde Hristiyanların en çok ziyaret etmek istediği alanlar arasında yer almaktadır. Rahibenin bir rüyasına dayanarak Meryem Ana evi olan kilise gerçekten de Meryem anaya ait mi konusunda net bir bilgi ne yazık ki bulunmamaktadır. Kutsal mekanı Papaların da ziyaret edip önce hacı olmaları sonrasında ise Papa olmaları mümkün olmaktadır.
Milet Antik Köyü

Kuşadası bölgesinde ziyaret edebileceğiniz bir başka antik şehir ise Milet antik köyü olacaktır. Ege bölgesinin bu çok kültürlü yapısı ve her noktasında öne çıkan medeniyetler arasında Tales gibi büyük bir bilim insanının yetiştiği bölge olarak bilinmektedir. Antik çağ da en önemli yedi bilginden biri olan Tales yanı sıra Anaksimandros ve Hekaitos gibi son derece önemli bilim insanları da yine bu bölge de bilimin ilk ateşlerinin yandığını söylemek mümkün olacaktır.

Uzun süre Selçuklu ve Osmanlı kontrolünde kalan bölge son 800 yıldır Türk kontrolünde olmasına karşın bölge son derece dikkatli bir şekilde korunmakta ve bölgede yer alan eserlere bir şey olmaması için bölge değim yerindeyse açık hava müzesine dönüştürülmüştür. İyi bir tatil ve gezi için bölgeyi mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ediyoruz.


PAYLAŞ


Kuşadası Kaleiçi” için 1 yorum yapılmış

  1. Saniye dedi ki:

    Çok keyifle okuduğum bir yazı idi. Bilgiler için teşekkürler yaz-tatili.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR